Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 25 Haziran gecesi ilk saat 5 dakika geride kalmış, pek çok kişi o anlarda çoktan uykuya dalmıştı. 01.04’te başlayan güçlü sarsıntı bazıları için uykudan uyandıran, bazıları için de bir daha uyanmayacakları bir son uykuya götüren bir kâbusa dönüşmek üzereydi. Üstelik bu depremden yalnızca 39 saniye sonra daha güçlü bir sarsıntı daha Venezuela’yı vurmuştu. Saatler 01.05’i gösteriyor sokaklar enkaz yığınları altında eziliyordu. İki depremin sismograflar tarafından ölçülen verilerine bakıldığında üst merkezleri birbirinden yalnızca 6 kilometre uzaktaydı. Sadece 39 saniye ve 6 kilometrelik farklarla yaşanan 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki depremler aslında Türkiye için hiç de yabancı sayılmazdı. İlk şoktan sonra daha büyük bir şok gelmesi bazen yalnızca öncü deprem diye içinden çıkılamayacak bir tanım gerektirebilir. Peki ama nasıl? Bu depremlerden ilki olan 7.2 öncü değilse ne? 7.5’lik deprem neden artçı değil? Sakarya Üniversitesi Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu soruların yanıtlarını ve 39 saniyeye ilişkin detayları Milliyet.com.tr’ye anlattı.

EN KISA ARALIK VERİSİ HALA PAKİSTAN’DA: 19 SANİYE ARAYLA YIKTI!

1997’de Hint Levhası ile Avrasya Levhası’nın birbirine çarpmasıyla yaşanacak depremler dünya tarihine geçecek bir aralıkta yaşanmak üzereydi. Bugün Venezuela’da 39 saniye arayla olan iki büyük deprem, o gün Pakistan’da yalnızca 19 saniye arayla yaşanmıştı. Bu ‘çift depremler’ diye adlandırılırdı. Birbiri arkasına olan ve farklı büyüklükte iki (veya daha fazla) ana şokun tek bir anda yaşanması bunun bir çift deprem olduğunu gösteriyordu. Ancak bu her zaman saniyelerle ölçülecek aralıklarla da olmayabilirdi. Bazen 10 saniye içinde, bazen saatler, aylar ya da yıllarca arayla meydana gelen ayrı deprem dizileri bu tanıma dahil olur. Öyle ki bu depremlerden ilki diğerinden büyük olduğunda artçı depremle karıştırılabiliyor olsa da 27 Şubat 1997’da Pakistan’ı vuran iki depremden biri artçı niteliğini taşımıyordu. İlki 7, ikincisi 6.8 büyüklüğündeki depremler niteliklerini büyüklükleriyle ele veriyordu. Peki ama nasıl?


NEDEN ARTÇI DEPREM OLAMAZ?

Çift depremlerde büyüklük benzerliği olur. Yani çoğu zaman 0,4’ten daha büyük bir fark gözlemlenmez. Bu da çoklu depremleri artçı şoklardan ayırmış olut. Bath Yasası’na göre artçı şoklar ana şoktan yaklaşık 1,2 büyüklük daha az bir büyüklükte başlamalıdır. Ek olarak kabul edilen kurallara göre büyüklük ve sıklık da giderek azalıyorsa bunların artçı deprem olduğu söylenebilir. Bu nedenle Venezuela’da ilkinden 0.3 daha büyük olan ikinci deprem bir artçı değildir. Peki artçı değilse öncü olabilir mi? Prof. Dr. Murat Utkucu şöyle anlattı:

Alıntı Metni


MARMARA İLE ÇOK BENZİYOR! YILDA 2 SANTİM KAYIYOR

Venezuela’yı vuran depremler Türkiye için kulağa yabancı gelmeyen bazı özellikler taşıyordu. Bunlar önce ve ana şok olan iki depremse ya da birbirini tetikleyen sarsıntılarsa Türkiye’de son 30 yılda buna 2 büyük örnek verilebilirdi. 1999 Gölcük ve Düzce Depremleri ile 6 Şubat Depremleri çok yakın örneklerdi. Üstelik Venezuela’yı yıkan fayın davranışları Marmara’daki ile çok yakındı. ‘2 santim’ detayı da burada öne çıkıyordu. Peki ama nasıl? Prof. Dr. Murat Utkucu sözlerini şöyle noktaladı:

“Orada büyük bir fay zonu var. Tıpkı diyelim Kuzey Anadolu Fay Zonu gibi… Yani yılda 2 cm hareket ediyor. Bu Marmara’daki denizin altından geçen faya benzer bir hem mekanizma hem hareket hızına sahip. Haiti’de de 2010 yılında deprem oldu. Sonra 2021 yılında oldu. Gerilme modellemesi yaparak ve o tarihi depremlerle de kıyaslayarak ne kadar tehlikeli olduğu yani deprem olma olasılığının yüksek olduğu yerler söylenebilir. Bu fay zonu iki tane 7’den büyük peş peşe ürettiğine göre aynı Kuzey Anadolu fayı gibi demiştik. Düzce’ye İzmit’te çok benzer ya da işte 1943-44 depremlerine yani Kuzey Anadolu Fayı’na benziyor. Birinci deprem kırılırken oluşturduğu gerime değişimi ikinci depremin bardağını taşıran son damla olmuş. O depremin kırılmasıyla diğeri de tetiklenmiş. Kırılma daha doğuya doğru ilerlemiş. 1999’daki büyük depremde Düzce’den Gölyaka’ya kadar kırılmıştı. Daha sonra Gölyaka’dan ta Bolu Dağı tüneline kadar kırıldı. İkinci depremde daha doğuya ilerledi kırılma. Ancak 1999’daki ikinci deprem daha küçüktü. Burada birinci deprem daha büyük, hem mekanizmaları, hem de konumların birbirine benzer. Aynı fay üzerinde konumları da birbirine yakın. Birinci depreme burada bir öncü deprem de denebilir.”

📰 Kaynak Haber

Bu haber milliyet.com.tr kaynaklı bilgilerden yararlanılarak özgün biçimde yeniden yazılmıştır.